HABERLER


Prof. Dr. MUSTAFA BAYRAM / GIDA VE İKLİM KRİZİ


Gaziantep Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Mustafa BAYRAM;

Dünyada beklenen 2030 gıda sendromu: Sadece regülasyon yüzünden (iklim, kuraklık, göç vs etkileri hariç) fiyatların %89 artacağı, üretimin %11 azalacağı ve bir gıda kıtlığının olacağı hesaplanıyor.

Dünya üzerinde 300'ün üzerinde şehir kendi "Kent Gıda Politikalarını hazırladılar ve uygulamaya aldılar. Ama maalesef Türkiye'de halen "Kent gıda politikasını uygulamaya koyan şehir bulunmamaktadır.

Makro açlık insanları, mikro açlık toplumları öldürür. Makro açlık hissedilir, mikro açlık hissedilmez. Onun için dünya her ikisi ile mücadele etmek zorundadır. Son 10 yılda araştırmacılar bunun farkı vardı.

Onun için ülkeler ve kentler gıda politikalarını değiştirmeye başladı.

Simit ve ekmek bir toplumun temel besin kaynağı değildir hiçbir zaman da olamaz. Hele de bu geldiğimiz çağda. Sadece hamaset olur. Makro açlığı (karın tokluğu) kısa bir süreliğine halledebilir ama asıl olan mikro açlık korkunç kalıcı hasarlar verir.

‘Su kuyuları artık daha derin’

30-50 yıl öncesine kadar Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde gıda üretimi için su kuyularından 50 metreden su alınabiliyorken bugün su kuyularının derinlikleri 500 metreden daha fazla olduğu bilgisini veren Bayram şöyle devam ediyor:

Türkiye’nin sınır komşusu Suriye’de ise bu derinlikler 400-500 metrelerden 1000-1500 metrelere kadar çıkmıştır. Yani, yeraltı su kaynakları da artık yetmemektedir.  Gıda yetiştirmek için “su ayak izi” ne baktığımızda da 200 gram kırmızı et için 3000 litre, 200 gram kırmızı et için 780 litre, 1 bardak çay için 30 litre, 1 bardak süt için 200 litre, 1 hamburger için 2400 litre, 1 bardak portakal suyu için 170 litre su harcamak zorundayız.”

21’inci yüzyılda su savaşlarının kaçınılmaz olduğunu söyleyen Bayram “Türkiye’de de tarım alanlarının azalmaya başlaması, büyük şehirlerin ısı adacıkları oluşturması sebebi ile yağışların bu alanlara ulaşmaması, büyükşehirlerin su olmayan bölgelere kurulması ve artık suyun başka yerlerden şehirlere ulaştırılması da su sorununda artık dönülmez bir eşinin aşıldığını göstermektedir” diyor ve devam ediyor:

 ‘Gıda bolluğu dönemi bitti’

Ne yapılması gerektiğine dair Prof. Mustafa Bayram ise şu tespit ve yorumların altını çiziyor:

‘En önemlisi Dünya ile barışık yaşamak’

“Dünya’nın bize değil, bizim Dünya’ya ihtiyacımız bulunuyor” diyen Bayram’a göre en doğrusu ise dünya ile barışık yaşamak.

Gıda krizinin en önemli ayaklarından biri de tarım. Prof. Bayram, eskiden dört mevsimin yaşandığı ve her tür bitkinin yetiştiği ülkemizde mevsimlerin artık kısaldığını ve mevsimsel davranışların da değiştiğine dikkat çekiyor:

Yağmurlar artık ya yağmıyor ya da yağan bölgelerde büyük oranda sel felaketine dönüyor. Yaklaşık olarak 10-15 yıl önce Türkiye’nin iklim değişimi ile ilgili görüşler ortaya çıkmaya başlamıştı. Özellikle Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde sıcaklıkların artacağı, yağmur oranlarının düşeceği buna karşılık Karadeniz Bölgesi’nde de yağmur yağışlarının yüzde 10 daha fazla olacağı belirtilmişti. Bugün bu öngörüleri yaşayarak görüyoruz. Güneydoğu Anadolu Bölgesi kuraklaşıyor ve iklim daha sıcak bir durumda geçiyor. Yanlış şehirleşme, şehirlerin hakim rüzgar yönlerine dikkat edilmeden yapılan yüksek yapılar bu şehirleri de mahvediyor. En basit örnek olarak Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde 15-20 yıl önce evlerde veya ofislerde klima kullanılmaz iken bu gün her evde birden çok klima kullanılıyor. Şehirler nefes alamadığı için de şehirlerde daha çok klima gereksinimi duyuluyor. Her yeni enerji kullanımı (klima, elektrikli cihazlar, ısı cihazları, ekipmanlar, arabalar vs) dünyadaki entropi seviyesini artırıyor. Maddeyi enerjiye çevirdiğiniz sürece entropi sürekli artmaktadır.”

Yurtdışına bağımlılık

Türkiye’nin doğadan direkt yararlanarak gıda üretiminde yetersiz durumda olduğunu ve bunun aslında bütün dünya için geçerli olduğunu belirten Bayram, bunun nedeninin ise artan gıda talebi olduğunu belirtiyor:

Gıda üretiminde Türkiye bazı ürünlerde özellikle yurtdışına bağımlı. Protein bazlı gıdalar ve yemlerde mecburen dışarı bağlıyız ve bunları ithal ediyoruz. Önümüzdeki süreçte en stratejik konu proteini yüksek olan ürünlerin yetiştirilmesi ve tüketilmesi konusudur. Ülkeler halklarını proteince daha zengin ürünlerle beslemeyi hedeflemektedirler. Piyasalarda da artık proteince zenginleştirilmiş gıdaları görmekteyiz. Türkiye gıda konusunda hala somut ve etkin bir planlama içinde değildir. Günlük veya mevsimsel kapsamda kısa vadeli sorunlar ve çözümler üzerinden gitmektedir. Bu yüzden dönemsel gıda fiyatları çok artarken bazı dönemlerde fiyatları yüksek olan bu gıdaların daha sonra çöpe gittiğini görmekteyiz.”

‘Gıda enerji kaynağı olarak kullanılmamalı’

Diğer bir konunun ise gıda kaynaklarının enerji kaynağı olarak kullanılması olduğunu vurgulayan Bayram, “Biobenzin, biodizel gibi gıda kaynaklı enerji kaynakları hem gıda tedarik zincirini hem de gıda kaynaklarını tüketmektedir. Bu enerji döngüsünün de yasaklanması gerekmektedir” görüşüne yer veriyor.

Yeni çözümler üretilmeye başlandığını dile getiren Bayram “Yakın gelecekte beklenen gıda sorunlarını düşünen araştırmacılar ve girişimciler de bazı çözümler üzerinde çalışmaktadır. Yapay-et (lab-et), algler, dikey tarım, topraksız tarım, modifiye gıdalar gibi yeni ürünler de geliştirilmeye başlanmıştır. Bu yeni çözümler en azından temel gıdanın devamlılığı için önem arzetmektedir” dedi. Konuşmalarının ardından Prof. Dr Mustafa BAYRAM’a katkılarından dolayı Ticaret ve Ekonomi Kulübü Mersin İl Başkanı Necmi AĞAOĞLU tarafından plaket takdim edildi.

Facebook ile Paylaş Twitter ile Paylaş Linkedin ile Paylaş